ağdalı

s.
1. 变浓的, 变稠了的; 成糖浆状的: \ağdalı reçel 变稠了的果酱
2. 转́ 辞藻过于华丽的, 竞尚辞藻的: Eski düzyazı çok ağdalı idı. 从前的散文十分晦涩难懂。
3. 俚́ 难听的, 粗鲁的, 出言不逊的(谩骂): \ağdalı küfür 粗鲁的谩骂

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • ağdalı — sf. 1) Ağdalanmış 2) mec. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş) 3) mec. Karmaşık Tam bir düşünce denemezdi buna. Sakız gibi uzayan, ağdalı bir düş gibiydi bunlar. O. Rifat …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağdalılık — is., ğı Ağdalı olma durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • geçmişsiz — sf. Geçmişi olmayan Radyoda ağdalı yorumuyla sunduğu, gençliğimin sevdiğim şarkılarını aynı irkiltiyle dinliyorum. Bu gidişle geçmişsiz mi kalacağım? T. Uyar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • koz helva — is. Ceviz ve şekerle yapılan ağdalı bir tür helva, koz helvası …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • susam helvası — is. Kaynatılmış ağdalı şekerden yapılan ve susama bulanan bir tür tatlı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • viskozite — is., Fr. viscosité Bir maddenin ağdalı, koyu kıvamlı olma durumu, ağdalık Birleşik Sözler viskozite değeri …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ıstılah paralamak — herkesin anlamadığı ağdalı bir biçimde konuşmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • lügat paralamak — konuşma dilinde geçmeyen yabancı kelimeler kullanmak, ağdalı konuşmak Deli eniştemiz, dil dökerek ve lügat paralayarak âlim görünmek isterdi. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.